Başlayalım  

  RSS

aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 33
23/05/2018 11:25 pm  

 37 gün sonra sınavım var! Bi' geçsin bakalım şu süre! 😆  😝 Okunan kitaplar hakkında buraya kısa kısa notlar düşmek mantıklı olur.


CevapAlıntıla
aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 33
15/11/2018 12:13 am  

Stefan  Zweig, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Bir aşk bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kadın o kadar güzel aşık olmuş ki... Okuyup bitirince insan aşık olmak istiyor. Dikkatinizi çekerim, aşık olunmak değil, olmak istiyor. Çünkü kitapta anlatılan şey aşkın ne olduğu, nasıl güzel olduğu değil kanımca; asıl anlatılan şey aşkın insanı neye çevirdiği, hayatımızı nasıl değiştirebildiği. O hissi verebilmek her yazarın harcı değildir. İşte Zweig'ın farkını burada anlıyoruz. Ve eserinin neden modern "klasikler" kategorisinde olduğunu da... Yani, ruhunu da beslemeli insan, her şeye rağmen. Kitabı bitirdiğimde ruhumun canlandığını ve kalbimin biraz daha hoş hale geldiğini hissettim. Kesinlikle tavsiye ederim. 🌺 


CevapAlıntıla
aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 33
14/01/2019 5:55 pm  

YILAN UYKUSU  -   SAİT FAİK ABASIYANIK

İşte karşı karşıyasın. 
İşte o da senin gibi; elli ayaklı, kaşlı gözlü, sıhhatli hasta, sarışın esmer, kafası var, saçları var, kirpikleri var, yalan söyleyen ağzı var. Yüzünde küçük küçük kavga, taş, düşme izleri. Yaramaz bir çocuğun her şeysi, ufak ufak her şeysi. 

İşte elleri, parmakları. İşte ayakları. Kim bu? İnsanoğlu! Senin gibi, tıpkı tıpkısına apaynı. İşte gözlerinde yaş, işte gülüyor.İşte ekmeğini ısırıyor. Bak, patates salatasını attı ağzına. İşte çatalında uskumru. İşte şarap bardağı dudağında. İnsanoğlu, tıpkı senin gibi apayrı. Canına sokacağın geliyor. İşte gazete okuyor. İşte cıgara paketine imzalar atıyor.İşte portakal yiyor. İşte türkü söylüyor. Bilmediğin dilden bir türkü söylüyor. Arada bildiğin, kanında dolaşan şu Türkçe dilinden " Karabuberim buberim buberim!" diyor. Sonra " Asepiya piluti keton İbrahim!" 

İşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım bil onu. Anla bakalım. Kendini anlat bakalım. İşte sıkılıyor. Geniş Geniş nefes alıyor. İşte cıgara paketine sevdiğin parmaklar uzandı. İşte sevdiğin dudağın kıvrıntısından duman çıkıyor. Haydi bakalım, bil onu bakalım. Kimdir? Senin hakkında ne düşünür? Şu saatte nerede olmayı ister? Senin sevgin umrunda mı?  Haydi bil bakalım!

"Karabiberim, karabiberim, biberim nasıl edelim, nasıl edelim, candarmalar geliyor, cızlam edelim." İşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım, söyle söyleyeceğini, de diyeceğini. Dinler de, tatlı tatlı dinler de. Sevgiden söz aç. Ne çıkar; o seni anlarsa değil, sen onu anlarsan bir şeyler olacak.

İşte karşı karşıyasın. Birdenbire kalkar, dudaklarından öpebilirsin. Gözlerini kapar, ne güzel gözlerini kapar. Belki de seni görmemek içindir. Sen de kaparsın gözlerini, belki de onu görmemek içidir. Ne sen onu, ne o seni anlıyor. Belki anlamak ikinizin de işine gelmiyor. "Tam tanı, kendini tanı." işe başla bir kere bu yönden. Sonra, onu da anlayacaksın.

...

 

 

Bu ileti 4 ay önce tarafından aylakadam tarihinde düzenlendi

CevapAlıntıla
aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 33
26/02/2019 6:03 pm  

SİMYACI- PAULO COELHO

Uzun süre kitabın etkisinde kalacağım. Hatta bu etkiyi yitirmemek için çabalayacağım. Kitapta anlatılana göre, herkesin peşinden koşması gereken bir kişisel menkıbesi vardır. "Gerçekten arzu ettiğimiz bir şeyin gerçekleşmesi için tüm evren işbirliği yapar" diyor birçok satırda. kişisel menkıbelerimiz uğruna aşılmayacak çöl, güdülmeyecek koyun yoktur. arzularımız doğrultusunda giderken geride bıraktıklarımızsa, gerçekten bizimse hep bizim için duruyor olacaktır.
" Arkada bıraktığın şeyleri düşünme.' dedi simyacı, atlarıyla çölün kumlarında ilerlerken. her şey evrenin ruhuna kazınmıştır ve ebediyen orada kalacaktır.

"Buna aşk adı verilir, dedi delikanlı,rüzgarın, isteğini yerine getirmeyi kabul etmek üzere olduğunu görünce. "Sevdiğimiz zaman evrenin bir parçası oluruz. Sevdiğimiz zaman olanları anlamamıza gereksinimimiz yoktur, çünkü o zaman olanlar bizim içimizde olur ve insanlar rüzgara dönüşebilir."

"Çünkü aşk, ne çöl gibi devinimsiz durmaktan, ne rüzgar gibi dünyayı dolaşmaktan, ne de senin (güneş) gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk, evrenin ruhunu değiştiren ve geliştiren bir güçtür. İlk kez onun içine girdiğim zaman, onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun, yaratılmış olan her şeyin yansıması olduğunu,onun da savaşları ve tutkuları olduğunu gördüm. Evrenin ruhunu bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya; bizim daha iyi ya da daha kötü olmamıza göre, daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Aşkın gücü işte burada işe karışır. Çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman."

Okumak için fazla gecikmeyin. Çünkü 188 sayfalık bu kitabı okuduğunuzda, "Keşke daha önceden okusaydım!" deme ihtimaliniz yüksek.

 

 


CevapAlıntıla
aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 33
30/03/2019 7:51 pm  

Çavdar Tarlasında Çocuklar - J. D. Salinger

Ergenlik döneminde, isyankar bir gencin; okuldan atıldıktan sonra, ayrıca Noel öncesinde yaşadıklarını konu alıyor. Ana karakter, yapmacıklığa dayanamayan ve bunu ifade etmekte güçlük çekmeyen bir tip. Belki de günlük hayatta hepimizin aklından geçirip büyük bir çoğunluğumuzun söyleyemediği şeyleri dile getirmekte oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. 

Bir adım daha ilerisine gidersem, herkeste göre göre artık kanıksadığımız yapmacıklıkları, hatta bir noktadan sonra kendi özgünlüğümüzü yitirmeye başladığımız noktaları fark ettiriyor bize Holden, çarpıcı bir şekilde. En azından ben okurken böyle hissettim. Ortada duran belli bir insan profili var ve herkes ona uymak için var gücüyle çabalıyor. Toplumun ona biçtiği roller dışına çıkmayan ve var gücüyle çabalayan organizmalar yığını. Holden, o kargaşaya uzaktan bakan kişi işte. Bir adım geriye çıkıp olan biteni tüm çıplaklığıyla görebilecek kadar akıllı biri. Çokça da isyan ediyor. Roman boyunca,  yaptığı tespitlere de  -Holden'ın deyimiyle-  bitiyorum. 

“Denizci herifle ben birbirimize, tanıştığımıza memnun olduğumuzu söyledik ki böyle, tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, ‘Tanıştığımıza memnun oldum.’ demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız.”

Ve kitaba adını veren o paragraf: 

‘’... büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta –yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.’’

holden

resim: onedio'dan alıntıdır


CevapAlıntıla
Share:
  
Çalışıyor

Lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol