George Orwell - bin dokuz yüz seksen dört  

Sayfa 1 / 2 Sonraki
  RSS

Aristoplat
(@aristoplat)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 55
23/04/2018 2:54 pm  

George Orwell in distopyasi ile ilgili fikirlerinizi buraya aktarabilirsiniz..


CevapAlıntıla
Lucretius
(@lucretius)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 5
24/04/2018 12:35 am  

An itibariyle okumakta olduğum kitaptır. Kitap bittiğinde bu cevap güncellenecektir.


Aristoplat beğendi
CevapAlıntıla
Nihilismus
(@nihilismus)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 4
26/04/2018 2:49 am  

Başarısız bir “reel sosyalizm" distopyası. Komünizm değil, çünkü devlet aygıtı ortadan kalkmamış, aksine bürokratik despotluk var. Başarısız olarak görmemin sebebi; ilk sosyalist devlet Sovyetler ve türevleri (kısa da olsa Paris Komünü, Çin, vs) ile alakasının olmaması. Orwel bazı yetkin kişilere yaranacağım diye boş yere Marksizmi taşlamış. Hangi sosyalist ülkede vatandaşlar bu kadar gözetim altındadır? Değişik bir roman tarzında okuyabilirsiniz arkadaşlar sorun yok lakin komünizm eleştiri olarak görürseniz yanılgıya düşersiniz benden söylemesi. Evrimi çürütmeye çalışan İslamcı gibi saldırmış Orwell.


Aristoplat beğendi
CevapAlıntıla
Nihilismus
(@nihilismus)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 4
26/04/2018 2:53 am  
Paylaşan:: Nihilismus

Başarısız bir “reel sosyalizm" distopyası. Komünizm değil, çünkü devlet aygıtı ortadan kalkmamış, aksine bürokratik despotluk var. Başarısız olarak görmemin sebebi; ilk sosyalist devlet Sovyetler ve türevleri (kısa da olsa Paris Komünü, Çin, vs) ile alakasının olmaması. Orwel bazı yetkin kişilere yaranacağım diye boş yere Marksizmi taşlamış. Hangi sosyalist ülkede vatandaşlar bu kadar gözetim altındadır? Değişik bir roman tarzında okuyabilirsiniz arkadaşlar sorun yok lakin komünizm eleştiri olarak görürseniz yanılgıya düşersiniz benden söylemesi. Evrimi çürütmeye çalışan İslamcı gibi saldırmış Orwell.

Şunu da belirteyim; devletin olduğu her yerde zorunlu olarak “baskı” vardır. Devlet aygıtının doğası gereği bu böyledir. Nasıl ki kapitalist ülkelerde bu baskı burjuva tarafından işçi sınıfına dayatılıyorsa, sosyalist ülkede de işçi (halk) tarafından ezen, sömüren kişilere dayatılır. Kitap aslında komünizm değilde, bürokratik yozlaşmanın eleştirisi olmuş. 


Sulo1719 beğendi
CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
26/04/2018 3:17 am  

Distopya turunde yazilmis bir romandir en nihayetinde, gercek hayatta bu kadar baskici sosyalist devlet yok diye bir elestiri yoneltmek dogru degil. Kuzey kore bir ornek olabilir mi? 


Sulo1719 beğendi
CevapAlıntıla
Aristoplat
(@aristoplat)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 55
26/04/2018 12:27 pm  
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Distopya turunde yazilmis bir romandir en nihayetinde, gercek hayatta bu kadar baskici sosyalist devlet yok diye bir elestiri yoneltmek dogru degil. Kuzey kore bir ornek olabilir mi? 

Marksist teori okuduysanız bilirsiniz kapitalizmin hala hüküm sürdüğü bir dünyada sosyalist devletlerin baskıcı olmaktan başka şansı yok kapitalist medya komünizmi ve komünist devletleri öcü gibi göstermekte ve her fırsatta bu devletlere karışmaktadır. bakınız sovyet algısı. bu durumda da sosyalist iktidarlar baskıcı olmak zorunda kalırlar. Mihail Garbaçov gibi yapanlarda devletin nasıl dağıldığı gözler önünde...   


CevapAlıntıla
Morgan
(@morgan)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 12
26/04/2018 12:56 pm  
Paylaşan:: Aristoplat

Marksist teori okuduysanız bilirsiniz kapitalizmin hala hüküm sürdüğü bir dünyada sosyalist devletlerin baskıcı olmaktan başka şansı yok kapitalist medya komünizmi ve komünist devletleri öcü gibi göstermekte ve her fırsatta bu devletlere karışmaktadır. bakınız sovyet algısı. bu durumda da sosyalist iktidarlar baskıcı olmak zorunda kalırlar. Mihail Garbaçov gibi yapanlarda devletin nasıl dağıldığı gözler önünde...   

Bu daha çok sosyalist devlete yüklenen görevlerle ilgilidir. Sosyalist devletin görevlerinden biri de bildiğiniz gibi insanları gelecek olan komünist düzene hazırlamaktır. Bu amaçla kapitalist alışkanlıklarından tamamen arınmış ve toplum için fedakarlıkla çalışan insanlar yetiştirmek için devlet gücünü kullanır. Ayrıca, insanların ekonomik etkinliğe nasıl katılacaklarını da tamamen devlet belirliyor. Bunları gerçekleştirmek için devlet sopadan başka bir şey kullanamaz.

Laissez faire Laissez passer


Aristoplat beğendi
CevapAlıntıla
Aristoplat
(@aristoplat)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 55
26/04/2018 1:08 pm  
Paylaşan:: Morgan
Paylaşan:: Aristoplat

Marksist teori okuduysanız bilirsiniz kapitalizmin hala hüküm sürdüğü bir dünyada sosyalist devletlerin baskıcı olmaktan başka şansı yok kapitalist medya komünizmi ve komünist devletleri öcü gibi göstermekte ve her fırsatta bu devletlere karışmaktadır. bakınız sovyet algısı. bu durumda da sosyalist iktidarlar baskıcı olmak zorunda kalırlar. Mihail Garbaçov gibi yapanlarda devletin nasıl dağıldığı gözler önünde...   

Bu daha çok sosyalist devlete yüklenen görevlerle ilgilidir. Sosyalist devletin görevlerinden biri de bildiğiniz gibi insanları gelecek olan komünist düzene hazırlamaktır. Bu amaçla kapitalist alışkanlıklarından tamamen arınmış ve toplum için fedakarlıkla çalışan insanlar yetiştirmek için devlet gücünü kullanır. Ayrıca, insanların ekonomik etkinliğe nasıl katılacaklarını da tamamen devlet belirliyor. Bunları gerçekleştirmek için devlet sopadan başka bir şey kullanamaz.

Dostum çok haklısınız. Toplumu değiştirmek dediğimiz zaman insanlar istemden onlara birşey yapmak mı bu tacize ve zorlamaya girmez mi örneğini verirler. Benim açımdan toplum bir hasta ise eğer bizler onu tedavi edecek insanlarız acile bir hasta geldiğini varsayın şeker komasına girmiş ve ex olmak üzere ama hasta tedavi olmak istemiyor çünkü onun bilincinde değil çünkü hastamıza önceden akıl sağlığı yerinde değil teşhisi koymuş bizim yapmamız gereken şey onu yine de tedavi etmek olmaz mı ?tabikide olur. Toplumsal değişimler sadece rejim veya düzen değil insan bilincinin de değişimdir. Eğer sadece düzen değişiyorsa bu olumsuz ama düzenle birlikte insanlarda değişiyorsa bu olumludur. Sosyalist iktidarlarda bunu öngörüyorlar benim gördüğüm kadarıyla..


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
27/04/2018 12:30 am  
Paylaşan:: Aristoplat
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Distopya turunde yazilmis bir romandir en nihayetinde, gercek hayatta bu kadar baskici sosyalist devlet yok diye bir elestiri yoneltmek dogru degil. Kuzey kore bir ornek olabilir mi? 

Marksist teori okuduysanız bilirsiniz kapitalizmin hala hüküm sürdüğü bir dünyada sosyalist devletlerin baskıcı olmaktan başka şansı yok kapitalist medya komünizmi ve komünist devletleri öcü gibi göstermekte ve her fırsatta bu devletlere karışmaktadır. bakınız sovyet algısı. bu durumda da sosyalist iktidarlar baskıcı olmak zorunda kalırlar. Mihail Garbaçov gibi yapanlarda devletin nasıl dağıldığı gözler önünde...   

Marksizmi okudum,bilirim belki sizin kadar bilmem ama şunu belirteyim, hiç bir şart ve koşul altında amaç ne olursa olsun insanlara baskıyı, şiddeti, yani devletin sopasını kabul etmiyorum. Ayrıca kapitalist bir dünyada yaşıyoruz diye sosyalist devletlerin halkına zulüm etmelerini hoş görmek bana doğru gelmiyor. Bu arada verdiğiniz sovyet örneği dahil bugüne kadarki bütün soyaliszm denemeleri marxın öngördüğü şekilde gerçekleşmedi. Marx sosyalizmin ön şartı olarak çok gelişmiş bir kapitalist bir devlet öngörmüştü. Örneğin ingiltere. Yani Sosyalist devletin, kendini devam ettirebilmesi için kendinden önceki kapitalist sermaye fazlasına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu durumda marx acısından bu güne kadarki  bütün sosyalizm denemeleri zaten başından yürüyemezdi. Yani marx argumanlariyla sovyetleri savunamayiz. Ayrica marx dedi diye sosyalist devletlerin baskısını,sopasını mazur göstermek ve normalmiş gibi algılamak yanlış olur diye düşünüyorum.

Not:Çok sevdiğim bir filozof, iktisatçı ve aktivisttir ama yanıldığı hususlar da olmuştur. 


CevapAlıntıla
Aristoplat
(@aristoplat)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 55
27/04/2018 11:00 am  

Filozofların yanılabileceği durumlar olabilir aynı şekilde haklı çıkabilecekleri durumlarda vardı. Marks evet dediğiniz gibi kapitalizmin geliştiği bir ülkede devrim yaşanacağını öngördü ama Sovyet ihtilali bence onu yanıltmadı bilakis haklı çıkardı çünkü teoriye uyulmadan devrim yaşandı ve devrim sonrası bazı revizyonist fikirler Sscb nin dağılmasına yol açtı. Bence Sovyetlerin bazı yanlışları oldu ama bu yanlışlar zamana göre değerlendirilimeli. Zorbalık ve baskı gibi yöntemlerle devletin yönetilmesine karşısınız görüşünüzü anlıyorum fakat doğru bulmuyorum. Tarihe bakarsak Mustafa Kemal bile halkı yeni düzene alıştırmaya çalışmış yeri geldiğinde gerici kesimlere zorlayarak yapmış ama onun yaptığını zorbalık demek aptallık olur bugünün şartlarında çünkü yeni düzen yeni insan bilinçi ve ona hazır olacak yeni devrimler gerekir elbet bu demokratik yolla olur evet ama sorarım size halk güzellikten anlamıyor ve yanlış yoldaysa hala ona kedi okşar gibi değişim dayatmak ne kadar mantıklı... bizim yapmamız gereken yeri geldiğinde halka baskı ile yaptırmak çünkü bilinçsiz bir kesim var karşımızda. Mahatma Gandhi yi bilirsiniz onun felsefesi adaletsizliğin adaletle yıkılması görüşünde ama durum her zaman öyle mi oluyor derseniz.


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
27/04/2018 1:10 pm  

Kapitalist bir idarenin komünistleri bilinçsiz olarak görüp onları ortadan kaldırmak için her yolu denemesini mazur göremeyeceğim gibi çin,sovyetler ya da kuzey korenin sırf kendi ideolojisine sahip değiller diye insanları baskı ve zorbalıkla kendince yola getireceğine inanmalarinida maruz görmüyorum. Kendince dedim, çünkü siyaset ve ekonomi sosyal bilimdir, işin içinde insan ve toplum varsa orda kesinlikten söz edemeyiz. Yanı böylesine ıdeolojik amaçlara ulaşmak adına zorbalık, baskı yapilmamalidir. Diyelimki iktidar insanları değiştirmek istiyor, bunu eğitim yoluyla da başarabilir ama çok uzun sürer. Mustafa Kemal Atatürk halkına zulüm etmemiştir, yaptığı şey devrimdir. Tabiki o dönemde demokratik olamayan uygulamalar yaşanmış olabilir ve fakat Atatürk idaresini ne franco ile ne mussolini ile ne hitler ile ne de stalin ile zorbalik acisindan kıyaslayamayız. Ayrıca Atatürkün rejimi sosyalizm gibi zorunlu bir baskı ve zorbalık yonetimini benimsemez. Zaten vefatından kısa bir süre sonra demokrasiye geçilmiştir ki onunda hedefi bildiğiniz gibi millet egemenligiydi. 


CevapAlıntıla
Aristoplat
(@aristoplat)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 55
28/04/2018 4:19 pm  
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Kapitalist bir idarenin komünistleri bilinçsiz olarak görüp onları ortadan kaldırmak için her yolu denemesini mazur göremeyeceğim gibi çin,sovyetler ya da kuzey korenin sırf kendi ideolojisine sahip değiller diye insanları baskı ve zorbalıkla kendince yola getireceğine inanmalarinida maruz görmüyorum. Kendince dedim, çünkü siyaset ve ekonomi sosyal bilimdir, işin içinde insan ve toplum varsa orda kesinlikten söz edemeyiz. Yanı böylesine ıdeolojik amaçlara ulaşmak adına zorbalık, baskı yapilmamalidir. Diyelimki iktidar insanları değiştirmek istiyor, bunu eğitim yoluyla da başarabilir ama çok uzun sürer. Mustafa Kemal Atatürk halkına zulüm etmemiştir, yaptığı şey devrimdir. Tabiki o dönemde demokratik olamayan uygulamalar yaşanmış olabilir ve fakat Atatürk idaresini ne franco ile ne mussolini ile ne hitler ile ne de stalin ile zorbalik acisindan kıyaslayamayız. Ayrıca Atatürkün rejimi sosyalizm gibi zorunlu bir baskı ve zorbalık yonetimini benimsemez. Zaten vefatından kısa bir süre sonra demokrasiye geçilmiştir ki onunda hedefi bildiğiniz gibi millet egemenligiydi. 

bak Atatürk de yeri geldiğinde anti demoratik uygulamaları geçmiştir. AMA bunu demokrasiye geçmek için yapmıştır. Bence diyorum biraz dönemin şartları ile bakmalısın olayları yani Sovyetler Birliğindeki durumları bakmalısın. Ayrıca baskı şiddetten ne anladığını bilmiyorum onu açıklamanı rica ederim. şu konu benimde muamma bir açıyla baktğım konudur; bolşevik devriminden sonra toprak sahiplerinin idam edilmesi yahut sürgün edilmesi veya cezalandırılmasına karşıyım fakat devrimden sonra beyaz ordu ve Çar yanlılarının cezalandırılmasına karşı değilim. Bütün devlet sistemlerinde devletin bekası ve bütünlüğü gözetilir. Sovyetlerde ajanların idam edilmesi veya işbirlikçilerin tutuklanması bana baskı değil gerekli olarak görülür.. 


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
29/04/2018 1:20 pm  

Yeni cumhuriyetin anti demokratik uygulamaları adı üstünde olsa olsa demokratik olmayan uygulamalardır. stalinin katliamları ya da mao'nun  "büyük atılım" projesinden kaynaklanan durumlar ise zorbalıktır benim açımdan.

Işte ne güzel kendiniz soylediniz; bolşevik devriminden sonra çarın akıbeti ne oldu? Cumhuriyet kurulduktan sonra padişah ve hanedan üyelerine ne oldu? Kimsenin kılına zarar gelmedi türkiyede, ülkeyi terk etmeleri söylendi sadece. O kadar. 

Dediğinize gore bütün devletler, devletin bütünlüğünü ve bekasını düşünmek zorunda. Yanı makyevelist bir yaklaşımla her yol mübah diyorsunuz. Ben ise ister kapitalist ister sosyalist hicbir devletin bütünlüğünün, o topraklarda yaşayan halktan daha önemli olmadığına inanıyorum. Asıl olan insandır, gerçek olan insandır, yaşayan nesne insandır, nihai amaç insandır. Bu durumda neden insan devleti kutsasın? Neden ona suni bir değer atfetsin? En nihayetinde devlet dediğimiz aygıt, insanın refahına hizmet eden, insan tarafından organize edilmiş bir yapı. Insan varlığının amacı devlete hizmet etmek ve onun varlığını sürdürmesi için acı çekmek olamaz. Aksi halde devlet kavramının ortaya çıkış prensipleriyle çelişkili bir durum ortaya çıkardı. Devletin kökeninde zaten "toplum sözleşmesi" vardır. Insan bazı haklarından vazgecer,devlete teslim eder ve böylece devlet kurulur. Ama insan herseyini devlete teslim etmez,edemez. Doğal hakları herzaman için kendinde saklıdır. 


CevapAlıntıla
Morgan
(@morgan)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 12
29/04/2018 2:35 pm  
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Devletin kökeninde zaten "toplum sözleşmesi" vardır. Insan bazı haklarından vazgecer,devlete teslim eder ve böylece devlet kurulur. Ama insan herseyini devlete teslim etmez,edemez. Doğal hakları herzaman için kendinde saklıdır. 

Hangi filozofun toplum sözleşmesini kabul ediyorsunuz? Görüşleriniz John Locke'un felsefesine çok yakın. Fakat, John Locke'a göre insanların doğal durumda hakları var. Bununla birlikte, bu haklar garanti altına alınmamıştır. Devletin amacı başta özel mülkiyet hakkı olmak üzere insan haklarını garanti altına almak, onları korumaktır. İnsanların bazı haklarından vazgeçme görüşü Thomas Hobbes'un toplum sözleşmesinde vardır. Bu arada, Yuval Noah Harari'nin Sapiens kitabını okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim. Bu konudaki farklı görüşleri de öğrenmiş olursunuz. Toplum sözleşmesi kuramı günümüzde felsefe alanında ve sosyal bilimler alanında yaygın olarak kabul edilen bir görüş değil. 

Laissez faire Laissez passer


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
29/04/2018 5:19 pm  
Paylaşan:: Morgan
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Devletin kökeninde zaten "toplum sözleşmesi" vardır. Insan bazı haklarından vazgecer,devlete teslim eder ve böylece devlet kurulur. Ama insan herseyini devlete teslim etmez,edemez. Doğal hakları herzaman için kendinde saklıdır. 

Hangi filozofun toplum sözleşmesini kabul ediyorsunuz? Görüşleriniz John Locke'un felsefesine çok yakın. Fakat, John Locke'a göre insanların doğal durumda hakları var. Bununla birlikte, bu haklar garanti altına alınmamıştır. Devletin amacı başta özel mülkiyet hakkı olmak üzere insan haklarını garanti altına almak, onları korumaktır. İnsanların bazı haklarından vazgeçme görüşü Thomas Hobbes'un toplum sözleşmesinde vardır. Bu arada, Yuval Noah Harari'nin Sapiens kitabını okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim. Bu konudaki farklı görüşleri de öğrenmiş olursunuz. Toplum sözleşmesi kuramı günümüzde felsefe alanında ve sosyal bilimler alanında yaygın olarak kabul edilen bir görüş değil. 

Şöyleki; yukarıda Aristoplat arkadaşımızla yazışmamızda konu toplum sözleşmesi değil idi, konu sosyalist devletlerin yaptıkları zulüm ve baskıyı makul görme ya da makul görmeme üzerineydi. Bende bu bağlamda kendi düşüncelerimi yazdım. Hobbes, Locke ya da Rousseaunun toplum sözleşmeleri başka filozoflar tarafından da yorumlanmıştır yani illa herhangi bir tanesini benimsemek durumunda değilim. Örneğin yazımda, konuyla ilgili olduğu için doğal haklardan bahsettim ki benim için yaşam hakkı ve düşünce özgürlüğü ilk sıradadırlar. Arkadaşımıza verdiğim cevap bu temeldeydi. Hararinin Sapiensinide okumuştum, Deusu da yakın zamanda okudum. Bilgim var o konuda yinede teşekkür ederim. Bu arada toplum sözleşmesinin yaygın olarak kabul edilmemesi benim açımdan sorun değil. Herhangi birini savunmuyorum, sadece genel bir çıkarsama yapıyorum kendimce ve devletin bu bahsettiğim haklara saygılı olması gerektiğini söylüyorum. 


CevapAlıntıla
Sayfa 1 / 2 Sonraki
Share:
  
Çalışıyor

Lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol