EVRENSEL AHLAK  

  RSS

ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
22/04/2018 9:09 pm  

Evrensel bir ahlak yasasi mevcutmudur ? 

Bazi insanlarin iddia ettigi gibi ahlak sadece ve sadece din ile mi temellendirilir? 


CevapAlıntıla
Irem
 Irem
(@eppur-si-muove)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 3
22/04/2018 11:12 pm  

Ahlak kavramının sadece din ile bağdaştırılamayacağını düşünüyorum. Bu kavram toplumla, zamanla, dönemin sosyal ve ekonomik yapısıyla doğrudan bağlantılıdır. Evrensel bir ahlak yasası ise pek realistik değil bence. Örnek üzerinden gidelim: Dünya üzerinde çoğu toplumda kadın paylaşmak veya çok eşlilik etik olmasa bile bunların doğal olduğunu savunan toplumlar hala vardır. En basitinden bizim ülkemizde bile doğunun bazı kesinlerinde çok eşlilik normal karşılanırken batıya doğru gelindikçe bu durumun etik bulunmadığı görülür. Tek bir ülke sınırlarında bile ahlak kuralları değişkenlik gösterdişine göre evrensel bir ahlak yasası çok ütopiktir. İnsan öldürmek gibi çok genel şeyler üzerinden gitsek bile durum aynıdır. Vikinglerde birini öldürmek çok sıradan karşılanırken aynı dönemde başka bir toplumda birini öldürmek çok katı sonuçlar doğurabilir. Bu sonucun oluşması bizzat din etkisiyle olmasa da, ahlak kuralları, din ve diğer etkenlerle koparılamaz etkileşim içerisindedir. 


 

CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
23/04/2018 1:07 am  

Cevabiniza Tamamen katiliyorum. Evrensel bir ahlak yasasi olmadigi, dediginiz gibi guncel hayattan bile cikarilabilir. Fakat 2. soruda sorulan su, dediginiz gibi turkiyenin dogusunda yasayan insan , ornegin cok esliligi savunuyor ve bu davranisini temellendirirken dini referans aliyor. Bu durumda batida yasayan ateist bir insan (tek esli) ahlakini temellendirirken net bir referans gosteremiyor denilerek elestiriliyor. Ornegin bir ateiste neden hirsizlik yapmadigi soruldugunda, insanin sosyal bir yaratik olmasi der, bir toplumda yasadigim icin der veya basitce banada yapilmasini istemedigim icin der, veya icsel bir Mantik yurutmeyle hirsizligin kotu olduguna inandigini soyler. Ve bu durum kisiden kisiye degisir. Iste Semavi dinlere inanan insanlarin itirazi tam da bu noktada. Ahlakin kisiden kiseye degisemeyecegini ve Ateistlerin vermis oldugu cevaplarin laf kalabaligi oldugunu soyluyorlar. Sanirim onlar her halukarda yazili, kesin, degismeyen bir evrensel ahlak yasasina ihtiyac duyuyorlar. Halbuki ben ahlakimi ödül ( Cennet ) ve cezalandirma ( cehennem ) prensibine dayanan bir anlayisla temellendirmeyi daha erdemsiz buluyorum. Aksini dusunenlerin fikirlerini ve argumanlarini merak ettigim icin dusuncelerimi yazdim. Size (irem) itiraz olarak degil.


CevapAlıntıla
Kadirhan
(@kadirhan)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 13
23/04/2018 1:24 am  

Evrensel ahlak yasası yoktur ve dünyada her medeniyet,ırk vb topluluklar ahlaki değerleri tamamen spesifiktir demek bana mantıksızca geldiğini söliyim.Nedeni de ''tamamen'' toplumda topluma ahlaki değerlerin değişmesidir.Tamamen yanlış bi kelimedir benim gözümde.Çünkü bunu demek tecavüzü, insan öldürmeyi, hırsızlığı ve bunun gibi belli başlı can yakan eylemleri meşru kılabilir.Bu tip kuralları bi sözüm ona ahlak yasası içersine almak en doğrusudur.Ama bu yasalardaki hayali maddeler bir canlının canını yada hakkını korumaktan başka hiçbir amaç edinmemelidir.Çünkü bi toplumda çok mecazi bi şekilde heykellerin kıymetli olduğu için heykeli yıkmak bi ceza unsuru olabilir ama başka bi toplumda olmayabilir.Bu inanç ve değer meselesidir.Bu tip değerlerin spesifik olduğuna bende katılyorum


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
23/04/2018 2:07 am  

Hirsizligi , ya da insan oldurmeyi neden mesru kilsin. Yukarida arkadasin verdigi ornege gore viking halkinda insan öldurme gunumuzdeki gibi algilanmiyor örnegin. Bu arada mesruluk dediginizde konu devlete gelir yani hukukun konusudurki, birisi baska bir insani öldürürse, bu konuda endiselenmemize gerek yok, hukuki yaptirimlar zaten mevcut.


CevapAlıntıla
Bahattin
(@bahattin)
Koaservat Customer
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 2
23/04/2018 10:35 am  

Evrensel ahlak yasası derken hangi paradigma için sorduğun çok önemlidir. Eğer bir evrenin arkasında ahlakı, evreni, kuralları belirleyen bir Tanrıya inanç veya delil olmadığı paradigmada ahlaki evrensel olarak belirlenmeyeceği çıkmaktadır belirlense bile rasyonel bir temeli olmayacağını görmekteyim. Birçok kültür ve topluluk vardır misal bundan bir asır önce Hindistan'da yaşayan bir dişi olsaydın erkek öldüğünden dolayı kültürel olarak senide öldüreceği inancı vardı. Bu onların kültürü için gayet makul ve normal gözükmektedir. Bu senin yaşadığın coğrafyada ki kültüre ters gelebilir ve onun "kötü" olduğuyla ilgili vargıya varmak bir tanrı tanımaz kesim için rasyonel değildir. Hatta iyi-kötü kavramını temelledirmede bile bir temeli olamamaktadır. Muhammed'in yazdığı kitapta Allah'ın sözlerinden şöyle bir söz vardı "onlarda kitap mı var ki böyle kesim hüküm veriyorlar?" sorusunun altında yatan ciddi bir tutarlı iyi-kötü ve ahlak temelledirmede mantıksal paradigma yatıyor. Eğer geçmiş filozoflara baktığımızda Kant'tan Sartre'ye birbirinden farklı paradigmaları olan kişiler farklı temelledirmeler yapmıştır. Agnostik olan Kant "en üstün iyi" kavramını seçmiş ve erdemle bağdaştırmıştır ama en iyi olanı erdemlilik için yapmanın bir amacının olmaması boş bir temelledirmede bunu görmekteyiz. İnsanin doğasında ki bencillik içgüdüsünü erdem vaad ederek yıkamazsın. Burada en makul ve en mantıksal paradigma yine Muhammed'in yazdığı kitaptaki Tanrının vadettiği cennet-cehennem fenomenleri çıkmaktadır. Sartre'nin temellendirdiği ahlak kendisinin dediği gibi yoktur nerdeyse. D. Hume "ahlakın doğuştan sonra oluşan bir halüsinasyon dur " demesi yine tanritanimaz kesimdeki bir paradigma için tutarlıdır. Şunu anlamak gerekir nasıl ki ahlakı birinin evrensel olarak kabul etmesinde ne akil ne sezgi ne herhangi birşey bunu mantıksal olarak evrene empoze edebileceğiniz bir durumla karşılaştırır. Birinin varoluşundan oluşumun bir rasyonalitenin yaptığına delil getirirse ancak bir köşede neden adaletsiz veya neden birine işkence yapmaması gerektiğini temellendirir. Bu temellendirir kesimin yani inanan veya inanmayan kesimin o kültürdeki ahlakı benimsemeye eğitim anlamına gelmez veya savunmaya ağı anlamına gelmez buradaki nokta onun rasyonel bir temeli olmadan savunması ve bir şeye iyi-kötü demenin temelinin sadece tutarlı olmayacağı anlamına gelir.


CevapAlıntıla
Aristoplat
(@aristoplat)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 55
23/04/2018 1:08 pm  
  • Evrensel ahlak yasasına göre hırsızlık doğru bir davranış değildir.
  • Peki Robin Hood sizce haklı mıdır?

CevapAlıntıla
Bahattin
(@bahattin)
Koaservat Customer
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 2
23/04/2018 2:33 pm  

Evrensel ahlak yasasında hırsızlığın kötü olduğuna nasıl varıyorsunuz? 

Evrensel ahlak yasasını kim belirliyor?


CevapAlıntıla
Kadirhan
(@kadirhan)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 13
23/04/2018 10:38 pm  
Paylaşan:: Aristoplat
  • Evrensel ahlak yasasına göre hırsızlık doğru bir davranış değildir.
  • Peki Robin Hood sizce haklı mıdır?

hayır


CevapAlıntıla
Kadirhan
(@kadirhan)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 13
23/04/2018 10:40 pm  
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Hirsizligi , ya da insan oldurmeyi neden mesru kilsin. Yukarida arkadasin verdigi ornege gore viking halkinda insan öldurme gunumuzdeki gibi algilanmiyor örnegin. Bu arada mesruluk dediginizde konu devlete gelir yani hukukun konusudurki, birisi baska bir insani öldürürse, bu konuda endiselenmemize gerek yok, hukuki yaptirimlar zaten mevcut.

HER AHLAKİ DEĞERLER , GELENEKLER VE GÖRENEKLER ANAYASAYA UYGUN MUDUR?


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
23/04/2018 11:23 pm  

Benim cevabim mesru kilabilir dediginiz icindi.Yani reel olarak Devlet nezdinde mesru olabilir dediginizi algiladigim icin bu cevabi verdim. Bu arada ahlakla, devletlerin anayasalari uygun olacak diye bir kaide tabiki yok. Insanlar eger birbirlerini kesip dogramiyorlarsa bunun sebebi kendi varliklarini devam ettirmek ve kendi cikarlarini dusunuyor olmalari da olabilir. Cunku bilirizki ben yapabiliyorsam, baskasida bana yapabilir. Insanoglu icin guvenlik, en onemli seydi evrim surecimizde. Ama bu durum dahi zamana gore, cografyaya gore, kulture gore degisebiliyor. Yani soylediginiz bu ekstrem durumlari, sozum ona bir ahlak yasasi basligi altinda toplamak istemedigim icin degil hayatin ve tarihin pratigi bize bunun mumkun olmadigini gosterdigi icin mumkun olmadigini dusunuyorum.


CevapAlıntıla
Kadirhan
(@kadirhan)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 13
23/04/2018 11:31 pm  
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Benim cevabim mesru kilabilir dediginiz icindi.Yani reel olarak Devlet nezdinde mesru olabilir dediginizi algiladigim icin bu cevabi verdim. Bu arada ahlakla, devletlerin anayasalari uygun olacak diye bir kaide tabiki yok. Insanlar eger birbirlerini kesip dogramiyorlarsa bunun sebebi kendi varliklarini devam ettirmek ve kendi cikarlarini dusunuyor olmalari da olabilir. Cunku bilirizki ben yapabiliyorsam, baskasida bana yapabilir. Insanoglu icin guvenlik, en onemli seydi evrim surecimizde. Ama bu durum dahi zamana gore, cografyaya gore, kulture gore degisebiliyor. Yani soylediginiz bu ekstrem durumlari, sozum ona bir ahlak yasasi basligi altinda toplamak istemedigim icin degil hayatin ve tarihin pratigi bize bunun mumkun olmadigini gosterdigi icin mumkun olmadigini dusunuyorum.

Hayattaki bütün acılar ve haksızlıklar bunları ihlali yüzündenidi.Modern bir toplumda yaşıyorsak ve geçmiş toplumlardan daha seküler ve medeni isek bu söylediği çok az sayıdaki değerler evrensel bir ahlaki düzeni içinde olmalıdır.Ama sadece belirli değerlerden bahsediyorum.Diğer konularda toplumların ahlaki değerleri spesifiktir.


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 57
24/04/2018 12:58 am  
Paylaşan:: Kadirhan
Paylaşan:: ceyhun köroglu

Benim cevabim mesru kilabilir dediginiz icindi.Yani reel olarak Devlet nezdinde mesru olabilir dediginizi algiladigim icin bu cevabi verdim. Bu arada ahlakla, devletlerin anayasalari uygun olacak diye bir kaide tabiki yok. Insanlar eger birbirlerini kesip dogramiyorlarsa bunun sebebi kendi varliklarini devam ettirmek ve kendi cikarlarini dusunuyor olmalari da olabilir. Cunku bilirizki ben yapabiliyorsam, baskasida bana yapabilir. Insanoglu icin guvenlik, en onemli seydi evrim surecimizde. Ama bu durum dahi zamana gore, cografyaya gore, kulture gore degisebiliyor. Yani soylediginiz bu ekstrem durumlari, sozum ona bir ahlak yasasi basligi altinda toplamak istemedigim icin degil hayatin ve tarihin pratigi bize bunun mumkun olmadigini gosterdigi icin mumkun olmadigini dusunuyorum.

Hayattaki bütün acılar ve haksızlıklar bunları ihlali yüzündenidi.Modern bir toplumda yaşıyorsak ve geçmiş toplumlardan daha seküler ve medeni isek bu söylediği çok az sayıdaki değerler evrensel bir ahlaki düzeni içinde olmalıdır.Ama sadece belirli değerlerden bahsediyorum.Diğer konularda toplumların ahlaki değerleri spesifiktir.

Soylemek istediginizi anladim ama konu insansa ve bahsettigimiz sey ahlak gibi muglak ve sinirlari kesin belirlenmemis bir kavram oldugunda, " belirli degerler" dediginiz seylerin mutlak ayrimi olanaksiz oluyor. 


CevapAlıntıla
Yusuf
(@persona)
Koaservat
Katılım: 1 sene önce
Paylaşımlar: 8
24/04/2018 12:34 pm  

Öncelikle ahlakın tanımını yapmadan yorum yapmak yanlış olur. Kant'a göre ahlak herkesin mutluluk paydasından eşit pay alma sistemidir. Russelcı ahlak toplumun eyle dediği şeylerdir. Ancak kanımca en genelgeçer ahlak tanımı ''kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma''dır. Çünkü öznenin kendine dönük düşünmesi en etkili olanıdır. Ahlakı çoğumuz eksik bir şekilde toplumsal boyutta algılıyor. Bu yüzden evrensel ahlak yasasına karşıt argümanları toplum farklılığı üzerine kuruluyor. Oysa ahlak daha çok öznenin yargılarıdır. Bu bakımdan öznenin farklılığı evrensel ahlak yasasını mümkün kılmaz. Peki ahlak yasasının tek kurucusu din midir? Sanmıyorum, insan tarihi boyunca din bunun tam göbeğinde olmuş olsa da din ve dolayısıyla Tanrı sadece mutlak ahlak anlayışının kurucusu olmuştur. Bu bakımdan ahlakın toplumsal anlaşılmasının hatası da ortaya çıkmış oluyor. Eğer ahlakı toplumsal bir sistem olarak anlarsak ve toplumların ahlakını şekillendiren şeyin de temelde din olduğunu düşünürsek bireyin toplumun ahlaksal normlarından nasıl farklı normlar benimsediğini anlamak mümkün olmaz. Bu bakımdan ahlakı özne üzerinde iki bakımdan kurabiliriz: birincisi öznenin kendine dönük düşünmesi yani bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmamalıyım, ikincisi ise öznenin estetik yargıları. Etik ve estetik birbirinden ayrılamaz şeylerdir. Burada etiğin estetik ölçütü insandır. İnsan öldürmekle köpek öldürmek arasındaki etik fark ve köpek öldürmekle sinek öldürmek arasındaki etik fark örneğinde olduğu gibi. Yani dinden başka bir temeli estetik olması pek tabii mümkün. Ayrıca din dediğimiz şey bir nevi hukuktur. Tek fark toplumun baskın gelen davranışını hukuk meşru sayarken, din ''iyi'' sayar ya da anti-düzenci bir yapıdaysa baskın gelen davranışı birtakım sebeplerle hukuk gayrimeşru, din ise ''kötü'' sayar. Yani bu bakımdan da ahlakı toplumsal olarak düşünmek geçersiz olur. Sonuçta dinde iyiyi ve kötüyü belirleyen ya toplumun baskın davranışı ya da kişilerin iradesi olur. Son olarak yukarıda hukuk-ahlak tartışması olduğunu gördüm. Ona da birkaç kelam etmek isterim: ahlak ve hukuk insanın bir yaratımıdır, zaman zaman hukuk ahlakı ahlak hukuku şekillendirir. İnsan öldürmenin Ceza Kanunlarında düzenlenmesinin ahlaki bir boyutu yok demek abeste iştigal olur ya da Medeni Kanunlarca düzenlenmiş evlilik yaşı gibi hukuksal normların. Hukuk ve ahlak konusunda bir başlık açarım zaten fakat son olarak düşünülmesi için Wittgenstein'dan bir söz bırakıyorum: Yalan söylediğimi kendimde kabul ediyorsam yalan söylemem nasıl ahlakdışı olabilir ki?


ceyhun köroglu beğendi
CevapAlıntıla
erdy
 erdy
(@erdy)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 2
03/07/2018 12:00 pm  

Ahlakın toplumsal olmaktan daha çok öznesel olduğu düşüncesine katılıyorum. Ancak küreselleşme ve bilgi teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte, toplumdaki bireylerinin bir çoğunun kabul ettiği ahlaki değerlerin, hem farklı kültürlerin daha fazla etkileşmesi sonucunda hem de iş ilişkilerinin güvenilir ve stabil olarak ilerleyebilmesi adına genel bir ahlak çerçevesi çizdiğini düşünüyorum. Bu çerçeve içerisinde yer alan değerlerin daha sonra farklı toplumlar veya farklı anlayışlara sahip gruplar tarafından da benimsendiğini düşünüyorum. Dolayısıyla bireyden topluma doğru genişeyen, daha sonra tekrar bireye dönen bir sürecin mümkün olabileceğini düşünüyorum. Bu durum, eğer doğruysa, aynı zamanda gelişmiş ve medyayı verimli kullanan toplumların diğer toplumlar üzerinde ve farklı görüşlere sahip gruplar üzerinde önemli bir etkisi olduğu anlamına da gelmektedir. Örneğin insan hakları, hayvan hakları, kadınların toplumdaki yeri ve çocuklara yönelik davranışlar günümüzde giderek gelişmiş toplumlardaki şekilleriyle dünyada benimsenmeye başlamıştır. Bireysel davranışlar ve ahlaka uygun davranışlar farklılık gösterse de, bu davranışların şekli ve değerlendirilme biçimleri giderek daha çok kabul gören ortak değerlere göre oluşmaktadır. Bu yüzden evrensel bir ahlak yasasının, eğer bu konular tamamen ahlakın konusu ise, ahlak kavramının sınırlarını daraltarak oluşmaya başladığını söyleyebiliriz. Siz bu düşüncelere katılıyor musunuz?


CevapAlıntıla
Share:
  
Çalışıyor

Lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol