Poll results: Sizce hangisi/hangileri en ahlaksız?
Voter(s): 128
Poll is closed May 30, 2018
Masturbasyon  -  votes: 0 / 0%
0
0%
Eşcinsellik  -  votes: 4 / 3.1%
4
3.1%
Ateizm  -  votes: 0 / 0%
0
0%
Çok Eşlilik  -  votes: 55 / 43%
55
43%
Kürtaj  -  votes: 11 / 8.6%
11
8.6%
Sünnet  -  votes: 17 / 13.3%
17
13.3%
Dulların Evlenmesi  -  votes: 2 / 1.6%
2
1.6%
İdam Cezası  -  votes: 68 / 53.1%
68
53.1%
Dindarlık  -  votes: 23 / 18%
23
18%
Kapitalizm  -  votes: 46 / 35.9%
46
35.9%
Demokrasi  -  votes: 3 / 2.3%
3
2.3%
Bayrak Yakmak  -  votes: 41 / 32%
41
32%
Mini Etek Giymek  -  votes: 0 / 0%
0
0%
Et Yemek  -  votes: 9 / 7%
9
7%
Alkol Tüketimi  -  votes: 0 / 0%
0
0%

Hangi davranış sizin için en ahlaksızdır?  

Sayfa 1 / 2 Sonraki
  RSS

Evrim Ağacı Yönetici
(@evrimagaciyonetim)
Yönetici Admin
Katılım: 12 ay önce
Paylaşımlar: 23
03/05/2018 1:57 pm  

Paul Bloom'un kitabının 24 ve 25. sayfalarında, Robert Shweder tarafından hazırlanan ve farklı toplumlar tarafından nötr, takdire şayan ya da kabul edilemez olarak nitelendirilen şeylerin listesi verilmiştir. Anket kısıtı dolayısıyla bu listeden 15 maddeyi seçtik. Sizce bunlardan hangisi veya hangileri en ahlaksız olanları? Dilediğiniz kadar seçebilirsiniz.


Ayşenur, Mehmet_Uyguroğlu, alexia ve 1 kişi beğendi
CevapAlıntıla
erdemdenizz
(@denizerdemm)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 2
06/05/2018 3:09 pm  

Çok eşlilik, idam cezası, dindarlık, kapitalizm


CevapAlıntıla
Ahmet
(@simbilli-sipidik)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 1
06/05/2018 6:40 pm  

Şimdi en ahlaksızı denmiş soruda. Yani bence olası sadece 3 cevap var: Çok eşlilik, idam ve bayrak yakmak. Şimdi idama karşı olsak bile o kadar kötü haberlerle karşılaşıyorz ki bazen keşke bunu yapanlar ölse diyoruz (en azından ben diyorum). Bayrak yapmaya gelince; dünya globalleşiyor yani insanlar artık ülkelerine daha az sahip çıkmaya başladı. Tabi bence en baştan beri olması gereken bu faşist olmaya gerek yok 😀 Ayrıca diğerlerine nazaran insanın can sağlığına zarar veren bir şey değil. Dolayısıyla bayrak yakmanında en ahlaksız şey olduğunu düşünmüyorum. Geriye sadece çok eşlilik kalıyor. Pozitif düşünmeye çalışıyorum ama yok arkadaş olmuyor. Nerden bakarsam bakayım olmuyor 😀 Ha diğer hayvanlarda var falan demeyin. Biz binlerce yıldır tek eşli canlılar olduk. Yani diğer hayvanlardan bu yönden biraz farklıyız. Ki günümüzde 2 farklı bireyden çocuğu olan insanlara hiçbir şey demiyoruz fakat o iki elemanlada evlenenlere kızıyoruz. Bilemiyorum farkı anlatabilmdim mi.


Sulo1719 beğendi
CevapAlıntıla
Nebula
(@nebula)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 2
06/05/2018 9:36 pm  

İdam cezası kime olursa olsun ahlaklı kavramıma uymuyor. Seçeneklerde linç, işkence, aşağılama v.b. şeyler olsaydı onları da oylardım. Toplumda şahit olduklarımın etkisi mi yetiştirilme durumumdan mı bilmiyorum şiddeti (kendini korumak için dahi olsa) ahlaksız bir davranış (kötü) olarak görüyorum. Et yemek aslında oldukça benzer fakat bencil davranıp kendi yaşamımı düşündüm. 


CevapAlıntıla
Bahadır Gürel
(@bahadirgurel)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 2
07/05/2018 3:46 pm  

Kürtaj, sünnet ve idam haricinde, geri kalanının ahlakla bir bağlantısını göremiyorum.

Geri kalanı dediklerim toplumsal norm olarak gördüklerim. Bu nedenle, bana göre "doğru" veya "yanlış" gibi ifadeler, yukarıda belirtilen konular için göreceli. Evrende insanı değerli, yüce, yaşam hakkına sahip gösterebilecek hiç bir mihenk taşı bulamadım (üniversitede astronomi okuduğum yıllarda merak ettiğim konulardan birisiydi). Tek ölçüt, bireyin içinde yaşadığı toplumla uyum içinde olması gibi görünüyor. Öyleyse, bireyi içinde barındıran bu toplumun, kararlı ve tutarlı devamlılığı için, bana göre bazı temel ölçütleri bulunuyor olmalı. Bu ölçütleri ikiye ayırabilirim: Birisi "toplumsal ahlak", diğeri "toplumsal norm" veya Yuval Harari'nin deyişiyle "özneler arası ortak inanç". Ahlak, her bireyde doğuştan gelen yetenek olarak karşıma çıkıyor. Bana göre bir bireyin doğuştan gelen iki yeteneği var: Birisi temel içgüdüleri, diğeri de ahlak ilkeleri. Temel içgüdüler bireyin varlığını ve soyunu sürdürmesi için gelişmiş evrimsel yetenekler ise, ahlak ilkeleri sosyal tutkal özelliği göstererek diğer bireylerle iş birliği yapmasını sağlayan evrimsel-kültürel yetenekler arasında. Peki, ahlak ilkeleri derken neyi kastediyorum? Sevgi, saygı, dürüstlük, doğruluk, fedakarlık, hakkaniyet, yardımseverlik,... Dünya üzerindeki her "sağlıklı" topluluğun ahlak ilkelerine uyan bireyleri tercih ettiğine dair bir yaklaşım var. Ama buna karşın, küçük topluluklara kadar indiğimde bunun tam tersinin geçerli olduğu örnekleri de görebiliyorum. Örneğin, mini etek giydiği için kadına şiddet uygulayan bir birey, toplumsal norm ile vicdan ikilemini toplumsal normdan yana kullanıyor. Buradaki amacı, sosyal bağlarını vicdanına rağmen güçlendirmek gibi görünüyor. Buradan çıkarabileceğim temel görüş, eğer "doğru/yanlış" veya "iyi/kötü" gibi muğlak ifadelere biraz olsun netlik kazandırmak istiyorsak, temel içgüdüleriyle ahlak ilkelerini dengeleyebilen bireyleri referans almamız gerekiyor sanırım. Her iki uca yatkınlık da sağlıksız (aşırı fedakarlık veya benmerkezcilik) görünüyor. Steven Covey bunu çok güzel ifade etmişti: cesaret ve duyarlılık dengesi. Bu, karşılıklı bağlı seviyeye ulaşan her yetişkinin kazandığı bir yetenek. Biliyorsunuz her birey doğduğunda tam bağımlı, bir sonraki aşaması ise tam bağımsızlık. Genellikle ergenliğe geçiş denilen dönem, tam bağımlılıktan tam bağımsızlığa geçişi simgeliyor. Bir bireye yetişkin diyebilmek için onun bu iki aşamayı sağlıklı şekilde yaşayıp (gelişmemiş toplumlarda bu böyle olmuyor), yetişkinlikte karşılıklı bağlılık safhasına geçmesi gerekiyor. 

Bu maddeler için sorun yaratan konular kürtaj, sünnet ve idam. Tek tek üzerinde durmam gerekir.

Kürtaj, bir bireyi henüz bilinç kazanmadığı dönemde öldürmekten başka bir şey değil. Bilinç sahibi olmayan bir bireyi öldürmekle, bilinç sahibi olmayan bir organı veya bilinç sahibi olmayan bir böceği öldürmek arasında nasıl bir ayrım yapabiliriz? Bu, ahlaktan çok etik veya toplumsal norm kapsamına geçiyor. Ancak burada tartışmamız gereken kürtaj değil, asıl önemli olan kürtajın ne amaçla yapıldığı bana göre. Bir bireyin önceden tespit edilen ve çağın teknolojisiyle çözülemeyecek ve bireye ömrü boyunca acı verecek veya ömrünü kısaltacak bir anomali varsa, bu karar bizzat o bireyin yararı gözetilerek verilmeli ve doğru/yanlış gibi bir değerlendirme hatalı. Benim aklıma hep Steven Hawking gelir bu durumlarda. İnsan karmaşık bir canlı. Basitçe değerlendirmek çok zor. Ancak iki yetişkinin hatalı kararları nedeniyle istek dışı doğacak bir bireyin kürtajı tamamen doğacak bireyin yararı dışındadır ve yine etik olarak değerlendirmek gerekir.

Sünnet, birey henüz yetişkinliğe erişmeden, bilinçli tercih yapamadığı dönemde uygulanan geri dönüşü olmayan uygulamadır. Çok ufak bir etkisi olsa da, bazı bireylerin din değiştirmeleri veya din inacını kaybetmeleri sonrasında olumsuz etkileri olabiliyor. Bana göre asıl soru şu: Birey daha yetişkinliğe erişmeden, kendisinin idrak edemeyeceği yaşlarda din öğretisini tartışmak gerekir.

İdam ise bireyin rızası olmadan onu öldürmektir. Ancak baştan da bahsettiğim üzere, bireyi değerli kılan içinde bulunduğu toplumun ahlakına uygunluğu. Buna uymayan bireyin evrende onu yaşama bağlayacak bir mihenk taşını ben henüz bulamadım.


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 57
07/05/2018 7:51 pm  

Benim düşünceme göre evrensel ahlak yasası yoktur. Ahlak öznel bir kavramdır. Bir fiilin ahlaklı ya da ahlak dışı olması, failin ÖZGÜR olup olmamasına bağlıdır. Yani bir birey ancak kendi kararını verebiliyorsa, irade sahibi ise sorumluluğu vardır.  Bir eylemin ahlaksızlık olarak nitelendirilebilmesi için önemli kriterlerin başında, başka şeylerin ya da bireylerin özgürlüğünün kısıtlanması veya yok edilmesi ikinci olarakta varlığının sona erdirilmesi gelir. Bu bağlamda bakarak ben tercihimi idam ve çok eslilikten yana kullandım. Diğer seçenekler ahlakın konusu değildir bana gore.


 


Morgan beğendi
CevapAlıntıla
Furkan Enes Bulut
(@furki_enes)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 5
11/05/2018 6:22 pm  

İdam cezası çağımızın gerekliliklerine ve ihtiyaçlarına bağlı olarak olmaması gereken ama zorunda kalındığında olabilen bir şey unutmayın imkansız hiç bir şey yoktur. O çocuklara tecavüz edenlerin, insanları öldürenlerin; gerekli olana tedavi, gerekli olana eğitim ve kısıtlamalarla idama gerek kalmadan çözümlemeler yapılabilir fakat bunlarla uğraşmak istemiyorlar ya da bu konu hakkında yeterince kafa yormuyorlar.Bence burada bulunan en büyük ahlaksızlık bayrak yakmaktır.


CevapAlıntıla
Ignoramus
(@ignoramus)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 3
12/05/2018 3:20 pm  

Bence kapitalizm bütün ahlaksızlıkların kökenidir. Çünkü kapitalizmin parçaladığı toplumsal birliktelik bunun sonucunda yarattığı "özgür" bireyler toplumun içimizdeki yapma diyen sesini dinlemezler.

Toplumsal bağları daha güçlü olan insanlar toplum tarafından ayıplanan bir danranışı yaptıkları zaman anlam veremedikleri bir iç huzursuzlukla yaşarlar. Çünkü koşullar ona yapmasını söyler ama toplumun iç sesi asla onları rahat bırakmaz.

Sonuç olarak kapitalizm bireyi bütün ahlaksızlıkları yapabilecek kadar özgürleştirir. Ama önemli olan yap ve yapma diyen sesi dinleyip dinlememekte.


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 57
12/05/2018 10:46 pm  
Paylaşan:: Ignoramus

Bence kapitalizm bütün ahlaksızlıkların kökenidir. Çünkü kapitalizmin parçaladığı toplumsal birliktelik bunun sonucunda yarattığı "özgür" bireyler toplumun içimizdeki yapma diyen sesini dinlemezler.

Toplumsal bağları daha güçlü olan insanlar toplum tarafından ayıplanan bir danranışı yaptıkları zaman anlam veremedikleri bir iç huzursuzlukla yaşarlar. Çünkü koşullar ona yapmasını söyler ama toplumun iç sesi asla onları rahat bırakmaz.

Sonuç olarak kapitalizm bireyi bütün ahlaksızlıkları yapabilecek kadar özgürleştirir. Ama önemli olan yap ve yapma diyen sesi dinleyip dinlememekte.

Eger durum  yazdiginiz gibiyse kapitalizm oncesi toplumlarda ahlaksizlik diye bir sey olmamasi gerekirdi. Feodal donemde veya tarim toplumlarinda herkes ahlaklimiydi? 

Eger insan belirttiginiz gibi ozgurlestikce ahlaksizlasiyorsa , avci toplayici donemlerimizde inanilmaz ahlaksiz olmamiz gerekirdi cunku o Kadar özgürdi ki insanlar henüz devlet bile icat olmamisti. Ama biliyoruzki su an bile devlet olmadan amazon ormanlarinda ilkel diye tabir ettigimiz insanlar yasamakta ve özgür olmalarina ragmen ahlaksiz olduklarini soyleyemeyiz.

Insanlari ekonomik sistemler ahlaksizlastirmaz, toplumlarda bireyleri ahlakli yapmaz. 

Ahlak tek tek bireylerle ilgilidir ve öznel bir kavramdir.


CevapAlıntıla
Ignoramus
(@ignoramus)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 3
13/05/2018 12:04 pm  

1) Tarım devrimininden anladığınız şeye bağlı. Zaten tarım devrimi sınıflı toplumu yaratan ilk olaydır. Üretim fazlalığının başlamasıyla insanlar kişisel stok yapmaya başladılar ve bu başlı başına komün yaşama ters düşen bir durumdur. Komünlerde birlikte avlanılır herkes eşit bir şekilde beslenir. İnsanlar stok yapmaya başlayınaca mallarını koruma eğilimine geçtiler ve malın sahibi tüccarlar ve malı koruyon güvenlik güçleri sınıfı oluşmaya başladı. Bu bir komün toplumda yapılan ilk ahlaksızlıktır. Sınıf ayrımı. Bunu takip eden en önemli sınıfsal ayrım ise kadın erkek ayrımı olarak devam etti.

2) Benim özgürlük olarak kastettiğim şey kapitlistlerin yıktığı aile kavramıydı. Eskiden insanlar ailenin sözünden çıkmazdı. Ailenin uygun gördüğü kızla evlenilir,ailenin malları hatta evi ortak kullanılırdı. Kapitalist sisitem ise sana istediğin kızı seçme istediğin evde oturma vs özgürlüklerini vaat eder. İşte bu özgürlükler çığrından çıkınca mesela istediği kadar kızla birlikte olma isteği vs eskiden ait olduğun toplumun kurallarına çok ters düşersin ve kendini mutsuz hissedersin. Zaten özgürlüğü tırnak içine almıştım 🙂

3) Şimdi en önemli kısıma gelirsek toplum insanı ahlaklı yapmaz demişsiniz. Peki neyin ahlaklı neyin ahlaksız olduğunu kim belirler. Tabii ki toplum. Toplumun ayıpladığı şeyler ahlaksızlıktır. Hırsızlık, cinsel yasakların yok sayılmasi ( bunu biraz açacağım) vs. Yani aslinda birey toplumun onayina göre ahlakli veya ahlaksızdır. 

Peki toplumu toplum yapan nedir? Cinsel yasak nedir? Unutmayalım ki insalar eskiden hayvanlarda olduğu gibi eş bulmak için kavga ederlerdi ve galip olan herkesle çiftleşmeye hak kazanırdı. Bu durum türümüzün soyunu tehlikeye attı ve insanlar arasında toplumun ilk adımı olan cinsel yasak ortaya çıktı. Bu yasak anneyle ve kardeşle yatma yasağıydı. Bu yasak ile birlikte ilk aileler ortaya çıktı.Bu yasak o kadar önemlidir ki günümüzde bile bu yasağı delen biri olursa şayet çok fazla ayıplanır ve toplumda istenmez. 

Yani ahlaklı olmak için devlete sahip olmak gerekmez. İlkel bir toplumda olsanız yaşadığınız toplumun kurallarının dışına çıkmadığınız sürece ahlaklısınızdır. Ama kaptalizm toplum ve toplumu oluşturan aile kavramını yok ettiği için bence ahlaksızlğın daniskasıdır! 

Daha çok şey anlatırdım ama umarım yazdıklarımı okursun 🙂


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 57
14/05/2018 1:58 am  

Tabiki yazdiklarini okurum, bu platformun amaci bu zaten.

Öncelikle konumuz ahlak, ideoloji degil. "Kapitalizm butun ahlaksizliklarin kökenidir" yazmistiniz simdi Tarim devrimini ahlaksizlik olarak niteliyorsunuz.  Bu cümlenizi temellendirmeniz gerekiyor, ama siz 1. maddede tarim devriminden onceki toplumlarin yasamini adeta kutsuyorsunuz. Konuyu ideolojik olarak ele alirsaniz, yanilgiya dusersiniz cunku ahlak dedigimiz kavram duragan bir sey degildir, degisir ve ideolojiler gibi dogmalari da yoktur. Tarihin belirli bir noktasinda tarim devrimi oluyor ve bu durum sizin deyiminizle komünal sisteme uymuyorsa neden bu gelismeyi ahlaksizlik olarak gorelim? Tabi bu soruya ideolojik aidiyetlere sahip olmadan cevap vermek gerekir. Insanlik obalardan, kabilelerden evrilerek binlerce yilda hukuk sistemini oturttu yani Devlet kurumunu icat etti. Bunun icin once yerlesik hayata gecmek gerekiyordu. Tarim olmadan bu tabiki mumkun degildi. Yaklasik 11 bin yil once tarimi kesfetti insanlik. ilk medeniyet ise bundan 5.500 yil once Bereketli hilal denen bolgede kuruldu ( sümerler ). Yani tarim devrimi olmasaydi insan topluluklari 10 km capinda bir daire icinde yasayan, cozemedikleri sorunlari siddetle cozen ( öldürerek ), doga karsisinda oldukca aciz, Yas ortalamasi 35 olan topluluklar olurdu. Siz yinede bu sartlari savunuyor olabilirsiniz. Bu sizi ahlaksiz yapmaz.  Gordugunuz gibi insanlik tarihinde bazi olaylar bazi olaylari tetikliyor, bazi seyler baska seyler tarafindan belirleniyor. Yani bazen zorunluluklar doguyor. Zorunlulugun oldugu bi yerde ise ahlak veya ahlaksizliktan soz edilemez.

Öte yandan bir insan toplumun olasi tepkilerinden cekinip, sözüm ona Ahlakli davraniyorsa ya da allahtan veya cehennemden korktugu icin ahlakli davraniyorsa, bana gore hicde erdemli davranmiyor demektir hatta cogu durumda ahlaksizliktir. Bilim tarihinde ornegin Bruno, toplumla ve kiliseyle ters dusmus ama yinede bildigini soylemistir. Hemde hayati pahasina 🙂 Edem budur. Ahlak budur( Bruno acisindan). Romantik bir bakis acisiyla soylemiyorum bunu.

Cevabinda maalesef celiskiler var. 1. madddede komün toplumunu savunuyorsun. 2. maddede ailenin yikildigindan bahsediyorsun. Bir insan ait oldugu toplumun kurallarina ters dusuyor diye nasil Ahlaksiz oluyor? Peki bu kisinin o davranisi komsu toplulugun kurallarina ters dusmuyorsa Ahlakli mi olacak? Buradanda kolayca anlasilacagi gibi Ahlak kavramini bu sekilde indirgeyemezsiniz. 

3. maddeye cevaben; Ahlak nedir sorusu felsefi bir sorudur ve felsefe bu konuyu Etik adi altinda ele alir. Yani felsefe kavramlar uzerinden yapilir, Etik kelle sayisina gore bir kavrami ele almaz. Yani toplumun cogunlugu ne demis azinligi ne demis buna bakmaz. yukarida gordugunuz gibi evrensel ahlak yasasi diye bir sey yoktur. Peki ahlaki kurallar toplumdan topluma degisiyorsa , insandan insana da degisir diyebilirmiyiz? Tabii ki diyebiliriz. O nedenle bir gun toplumla ters dusersen ve toplum seni ahlaksiz olarak damgalarsa üzülme, buna kimsenin hakki yok.

Cinsel yasak konusu hk; Seninde gayet acik bir sekilde belirttigin gibi cinsel yasak dedigin seyin ortaya cikmasi soyumuzun tukenme tehlikesiyle karsi karsiya kalmasi 🙂 Yani altinda cok derin anlamlar, ilahi cikarimlar yapmaya gerek yok. Yukarida bahsettigim gibi yine bir zorunluluk durumu ve yine soyluyorum; zorunlulugun oldugu yerde ahlaktan bahsedemeyiz cunku zorunluluk varsa ortada bir tercih yok demektir, Irade yok demektir, sorumluluk yok demektir, özgürlük yok demektir. Bir insan özgür olmadan ahlakli ya da ahlaksiz olamaz.

Son yazdiginiz cumlede " toplumun kurallarının dışına çıkmadığınız sürece ahlaklısınızdır. Ama kaptalizm toplum ve toplumu oluşturan aile kavramını yok ettiği için bence ahlaksızlğın daniskasıdır! demissiniz! 

Su an Kapitalist bir toplumda yasiyorsunuz ve o toplumun kurallarinin disina cikiyorsunuz! Bu durumda kendinizi ahlaksiz olarak tanimlayabilirmisiniz? 

 


CevapAlıntıla
aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 32
17/05/2018 11:47 am  

Bazı kullanıcılar idam için, kötülük yapan insanlar için gerekli demişler. Yani haberlerde vs gördüğümüz o iğrenç şeyleri yapan pis insanları öldürünce ne olacak? İnsanlar kısa bir süreliğine kötülük yapmaya çekinebilirler. Ama daha sonrası için garanti veremeyiz. Ölünce insana, ruha ne olduğunu %100 bilmediğimize göre; belki de ölüm onlara verilen en ağır ceza değildir. Ama onlara kendi yaptıkları ölçüde zarar verirsek en azından içimiz daha rahat olur. Sadece tecavüz kapsamında söylemiyorum. Hırsızlık yapanın mesela, sahip olduğu mal alınabilir elinden vs. Hani dedim ya daha sonrası için garanti veremeyiz diye; bence o korkuyla yaşayan insanlar günü gelince içlerindeki idam edilme korkusunu bir çeşit gözükaralığa çevirebilirler. Bilinçaltının, baskılanan duygu ve düşünceleri abartarak, kabartarak gün yüzüne çıkardığını bilmeyen var mı? Uzun lafın kısası diyorum ki göze göz, dişe diş olmalı. Bilmem bu da mı ahlaksız olurdu? Her zaman yeni düşüncelere açığım, kolay gelsin.


CevapAlıntıla
ceyhun köroglu
(@ceyhun21)
Bakteri
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 57
17/05/2018 11:58 am  
Paylaşan:: ilalmeraz

Bazı kullanıcılar idam için, kötülük yapan insanlar için gerekli demişler. Yani haberlerde vs gördüğümüz o iğrenç şeyleri yapan pis insanları öldürünce ne olacak? İnsanlar kısa bir süreliğine kötülük yapmaya çekinebilirler. Ama daha sonrası için garanti veremeyiz. Ölünce insana, ruha ne olduğunu %100 bilmediğimize göre; belki de ölüm onlara verilen en ağır ceza değildir. Ama onlara kendi yaptıkları ölçüde zarar verirsek en azından içimiz daha rahat olur. Sadece tecavüz kapsamında söylemiyorum. Hırsızlık yapanın mesela, sahip olduğu mal alınabilir elinden vs. Hani dedim ya daha sonrası için garanti veremeyiz diye; bence o korkuyla yaşayan insanlar günü gelince içlerindeki idam edilme korkusunu bir çeşit gözükaralığa çevirebilirler. Bilinçaltının, baskılanan duygu ve düşünceleri abartarak, kabartarak gün yüzüne çıkardığını bilmeyen var mı? Uzun lafın kısası diyorum ki göze göz, dişe diş olmalı. Bilmem bu da mı ahlaksız olurdu? Her zaman yeni düşüncelere açığım, kolay gelsin.

Önümüzdeki secenekler hangileri?

1.Cezanin magdurun kendisi tarafindan verildigi durum.( hukuksuzluk )

2. Kısas denen kavram ( sizin dediginiz )

3. Hukuken cezalandirma (modern hukuk)

4.Rehabilitasyon

Son maddeyle ilgili ne dersiniz?


CevapAlıntıla
aylakadam
(@aylakadam)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 32
17/05/2018 12:20 pm  

Ceza, mağdurun kendisi tarafından verilirse mağdurun duygusal durumundan dolayı adaletsizlik oluşabilir belki. 

Kısası geçiyorum, anlatmıştım yukarıda.

Nedendir bilinmez (!) modern hukukun işe yaramadığını düşünüyorum. Yani demek istediğim, hak eden hak ettiği cezayı almıyor. Gerçi bu cezayı verenlerin oraya nasıl geldiği de az çok belli gibi. 

Rehabilitasyona gelecek olursak, rehabilitasyondan ziyade psikolojik tedavi demek daha uygun olabilir belki. Ama bunu yapacak olan uzmanların, gerçekten uzman olmaları gerekir. Tıpkı Türkiye'deki bütün psikologların işinin ehli olması gibi veya çoğu psikiyatristin hastasına antidepresan yazıp yollaması gibi. Para için değil, gerçekten işini iyi yapa(bile)n insanlara ihtiyaç var ki bu da her ülkede mümkün değil, olmuyor yani. E suçluları uzman olmayanların eline vermekle onları serbest bırakmak aynı şeydir kanımca.


CevapAlıntıla
Ignoramus
(@ignoramus)
Koaservat
Katılım: 11 ay önce
Paylaşımlar: 3
17/05/2018 1:16 pm  

Şunu açıklığa kavuşturalım. Ben topluma göre ahlaklısınızdır diyorum. Sana olan şeyi söylüyorum. Bu doğrudur demiyorum. Mesela belki bir toplumda bilimle uğraşmak ahlaksızlıktır ve uğraşan adam topluma göre ahlaksızdır.Ben buna kesinlikle karşı çıkarım ama kuralı koyan toplum onu anlatmaya çalışıyorum. Senin amacının ne olduğu önemli değil. Değerlendirme kurumu gibi toplum. Ben toplum insanı ahlaklaştırır demedim. Buna katılmıyorum. Ahlak kuralları toplumdan topluma göre değişir doğru. Mesela ben  çok katı kuralları olan Müslüman bir ülkede domuz eti yesem içki içsem falan. O ülkeye göre tabii ki ahlaksızım. Halbuki Hristiyan bir ülkede gayet normal bir şey. Yani ahlakı toplum belirler. Beğenirsin veya beğenmezsin. 

Ayrıca tarım öncesi komünal toplumu övmemin sebebine gelince. Çoğunlukla insanlar bu ne ya çok ilkel avcılık yapıyor doğada yaşıyor vs. Halbuki bizde ne teknolojiler var hukuk sistemi, sağlık sistemi var vs diye düşünür. Ona bakmıyacaksın asıl başarı mutluluktur mutluluk. Bu kadar yaşam koşulların süper iyi tamam da mutlu musun? Ben sana söylüyüm şu dünyada ne yaparsan yap eskiden mamut avlayıp doğada yaşayan insan kadar mutlu olamazsın. Herkesin bir görev paylaşımı olur herkes yeteneklerine göre görev alır. Şimdi insanlar istedikleri mesleği seçemiyorlar.

Şimdi diyebilirsin ki ne yapalım yani o günlere mi dönelim? Hayır komünal yaşam tarzı günümüzde de uygulanabilir. Günümüzde doğayla uyumlu komünal topluluklar oluşturulabilir. Herkesin yeteneklerine göre iş aldığı herkesin eşit yaşadığı mutlu bir toplum. Zor gözükebilir ama olması gereken bu eğer mutlu yaşamak istiyorsak.


CevapAlıntıla
Sayfa 1 / 2 Sonraki
Share:
  
Çalışıyor

Lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol